Direct Drive Wheelbase Rehberi
Encoder Teknolojisi, Bit Derinliği ve Gerçek Sürüş Hassasiyeti
Birçok sim racing kullanıcısı direksiyon seçerken ilk olarak şu soruyu sorar:
“Kaç Nm?”
Oysa gerçek sürüş hissini belirleyen şey çoğu zaman motor gücü değil, direksiyonun hareketi ne kadar doğru algıladığıdır.
Eğer direksiyonunuz zaman zaman “yapay”, “boş” ya da “kopuk” hissettiriyorsa, sorun çoğu zaman tork eksikliği değil; encoder kalitesi ve veri işleme doğruluğudur.
Bu rehberde, modern direct drive sistemlerin kalbinde yer alan encoder teknolojisini, teknik ama anlaşılır bir dille ele alacağız.
Encoder Nedir ve Neden Bu Kadar Kritiktir?
Encoder, direksiyonun açısını, yönünü ve dönüş hızını ölçen sensördür.
Simülasyona gönderilen tüm direksiyon verisi encoder üzerinden hesaplanır.
Basitçe ifade etmek gerekirse:
Motor gücü, direksiyonun ne kadar kuvvet üretebildiğini belirler
Encoder, bu kuvvetin ne kadar doğru, akıcı ve tutarlı iletildiğini belirler
Yani güçlü bir motor, düşük çözünürlüklü bir encoder ile birleştiğinde potansiyelinin büyük kısmını kaybeder.
Bu yüzden modern sim racing dünyasında kaliteyi belirleyen ana unsur artık encoder doğruluğudur.
Bit Derinliği Ne Anlama Gelir?
Encoder çözünürlüğü “bit” değeriyle ifade edilir.
Bu değer, direksiyonun bir tam turda kaç farklı pozisyonu algılayabildiğini gösterir.
Buradaki kritik nokta şudur:
Bit artışı doğrusal değil, üstel (exponential) ilerler.
Gerçek matematiksel karşılıklar:
18-bit → 262.144 pozisyon
21-bit → 2.097.152 pozisyon
22-bit → 4.194.304 pozisyon
23-bit → 8.388.608 pozisyon
Bu da şu anlama gelir:
18 → 21 bit = 8 kat daha fazla çözünürlük
21 → 22 bit = 2 kat artış
22 → 23 bit = 2 kat artış
18 → 23 bit = toplamda 32 kat daha fazla hassasiyet
Bu Neden Gerçekte Çok Önemli?
Bir benzetme yapalım:
18-bit bir encoder, bir fotoğrafı 262 bin piksel ile görmeye benzer.
23-bit bir encoder ise aynı görüntüyü 8,3 milyon piksel ile görür.
Bu fark:
Direksiyon merkezinde
Mikro düzeltmelerde
Yüksek hızda denge kurarken
net biçimde hissedilir.
Direksiyonun “canlı” hissettirmesi tam olarak burada başlar.
Optik ve Manyetik Encoder Arasındaki Fark
Manyetik Encoder
Yaygın kullanılır
Dayanıklıdır
Elektromanyetik alanlardan etkilenebilir
Mikro hareketlerde hassasiyet kaybı yaşanabilir
Optik Encoder
Işık temelli ölçüm yapar
Çok daha stabil sinyal üretir
Mikro yön değişimlerini net algılar
Yüksek çözünürlükte farkı belirgindir
Bu nedenle yüksek bit değerine sahip optik encoder’lar, bugün erişilebilen en hassas çözümler arasında yer alır.
Zero Cogging: Neden Bu Kadar Önemli?
Zero cogging, genellikle hafife alınan ama sürüş hissini kökten değiştiren bir faktördür.
Cogging; motor içindeki manyetik geçişlerin, direksiyon hareketine mikroskobik takılmalar olarak yansımasıdır.
Bu etki özellikle:
Direksiyon merkezinde
Yavaş dönüşlerde
Hassas yön düzeltmelerinde
çok daha belirgin hale gelir.
Zero cogging ne sağlar?
Her açıda eşit akıcılık
Merkezde yapay sertlik hissinin ortadan kalkması
Daha doğal, tutarlı ve öngörülebilir geri bildirim
Bu yüzden birçok deneyimli sürücü, daha yüksek torktan bilinçli olarak vazgeçip, zero cogging sunan sistemlere geçmektedir.
Zero Cogging + Yüksek Encoder = Gerçek Fark
Asıl fark, zero cogging ile yüksek bit derinliğine sahip encoder birlikte çalıştığında ortaya çıkar.
Bu kombinasyon sayesinde:
Direksiyonun her mikro hareketi algılanır
Geri bildirim her açıda tutarlıdır
Sürüş daha doğal ve daha az yorucudur
Bu noktada güçten çok kontrol ön plana çıkar.
Pazar Görünümü: Encoder Seviyeleri (Tarafsız Bakış)
Teknik açıdan bakıldığında güncel direct drive sistemlerin encoder seviyeleri şöyledir:
Simucube → Gerçek 23-bit encoder
CONSPIT → Gerçek 23-bit optik encoder
Asetek → 22-bit seviye encoder
Simagic → 21-bit encoder
Moza → Yeni nesil modellerde 21-bit encoder
VRS → Endüstriyel sınıf, yaklaşık 21–22 bit
Bu bir “iyi–kötü” karşılaştırması değil, teknik seviye farkıdır.
Her seviye farklı beklentilere ve sürüş tarzlarına hitap eder.
Yazılımın Rolü: Görünmeyen Ama Belirleyici Katman
Günümüzde büyük üreticilerin tamamı gelişmiş yazılımlar sunar.
Asıl fark, encoder’dan gelen ham verinin nasıl işlendiğinde ortaya çıkar.
Kaliteli bir yazılım:
Gürültüyü bastırır
Mikro titreşimleri dengeler
Gecikmeyi azaltır
Direksiyon hissini boğmadan iletir
Bugün fark yaratan şey, yazılımın varlığı değil işleme kalitesidir.
Neden Bazı Sürücüler Daha Düşük Torku Tercih Ediyor?
Son yıllarda deneyimli sim racer’ların önemli bir kısmı, daha yüksek tork yerine:
Daha yüksek çözünürlük
Daha temiz geri bildirim
Daha stabil merkez hissi
sunan sistemlere yöneliyor.
Bu nedenle 15–20 Nm aralığında, ancak yüksek encoder kalitesine sahip sistemler giderek daha çok tercih ediliyor.
Sonuç: Gerçek Performans Nereden Gelir?
Gerçek sim racing hissi:
Daha fazla torktan değil,
Daha doğru veriden,
Daha yüksek çözünürlükten doğar.
Bugün üst seviye deneyimi belirleyen şey:
Encoder kalitesi + yazılım işleme + mekanik stabilite üçlüsüdür.
Bu yüzden artık doğru soru şudur:
“Kaç Nm?” değil,
“Kaç bit ve bu veri ne kadar doğru işleniyor?”

